Translate

26 Kasım 2015 Perşembe

ÖDEM ATMANIN KOLAY YOLLARI

Ödem; günlük hayatta en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri. Hani bazen yüzükler parmağa sığmaz, ellerde ayaklarda şişkinlik olur,  tartıda birden iki kilo fazlalık görülür, ayakkabılar dar gelir ya işte bunlar hep ödemden. Aslında ödem hücre içi sıvının hücre dışına çıkması ile doku aralarında ve cilt altında birikmesidir. Ödem bir hastalığa bağlı ya da yanlış beslenme alışkanlıklarından oluşabilir.

Başlıca sebepleri;
  • Kalp, karaciğer veya böbrek, tiroit hastalıkları, damar tıkanıkları, hormonal dengesizlikler, dolaşım sorunları, tansiyon düzensizliği
  • Besin alerjileri
  • Az su tüketimi
  • Hareketsizlik veya aşırı egzersiz
  • Uykusuzluk
  • Kullanılan İlaçlar (tansiyon, kortizon, romatizma ilaçları)
  • Magnezyum/B6 eksikliği
  • Tuz ve tuzlu besinlerin, hazır gıdaların, fast food tüketiminin fazla olması
  •  Fazla karbonhidrat tüketimi
  • Regl, hamilelik ve menopoz dönemi
  • Fazla kilolar
  • Psikolojik gerginlik, stresli günler

Ödemin ne kaynaklı olduğunu bilmek tedavisi için çok önemlidir eğer hastalığa bağlı bir ödemse medikal tedavi gerekir ancak yanlış alışkanlıklardan oluşan bir ödemse yapacağınız birkaç değişiklik ile ödemden kurtulmak mümkün!

Peki ne yapmalıyız? İşte sorunuzun cevabı;
  • Su tüketimini 2-2,5 litreye çıkarın. Vücudumuzda su tutulumu varken niye su içeyim ki demeyin. Su içtikçe su atarsınız.
  • Tuz tüketimini azaltın. 1 gr tuz vücutta 200 ml sıvı tutuyor. Tuz için önerilen günlük miktar 6 gramdır. Hazır yiyecekler, et suyu tabletleri, turşular, salamura besinler, tuzlu peynir/zeytinler ve konserveler tuz yönünden zengin besinlerdir. Bunları olabildiğine azaltın. Tuz yerine yemekleri baharatlar ile tatlandırın. Kırmızı pul biber, metabolizmayı hızlandırır ve ödemi çözmeye yardımcı olur. Nane, karabiber, kekik, kimyon gibi baharatları da rahatlıkla kullanabilirsiniz.
  • Düzenli egzersiz yapın. Çünkü vücudun sıvı dengesinin düzenlenmesine yardımcı olur. Ancak vücudun alışmadığı şekilde birden ve aşırı yapılan egzersizlerin su tutumuna neden olduğu unutulmamalıdır. Ve egzersiz yaparken yanınızda muhakkak su bulundurun.
  • Sağlıklı kilo değerlerinde olun. Çünkü fazla kilo; damarlar üzerinde ekstra basınç oluşmasına, dolaşımın yavaşlamasına dolayısıyla vücuttaki sıvı dengesinin bozulmasına neden olur.
  • Şeker tüketimini azaltın. Şekerin sindirilmesinde çok miktarda su gerekir ve vücut suyu tutar.
  • Alkollü, kafeinli, şekerli içeceklerden uzak durun.
  • Diüretik özelliği bulunan domates, havuç, semizotu, salatalık, soğan, sarımsak ve maydanoz gibi yeşil yapraklı sebzelerin ve armut, kivi, ananas, kızılcık, nar, karpuz gibi meyvelerin tüketimini ödem varlığında arttırın.
  • Ödem atımını hızlandıran zencefil, maydanoz, nane, biberiye, ısırgan otu, kiraz sapı, mısır püskülü, yeşil çay, defneyaprağı, rezene, funda yaprağı gibi bitkilerin çaylarını şekersiz, tarçın ve karanfil ile tatlandırarak içebilirsiniz. Ancak günde 2 fincandan fazla olmamalı.
  • Hücre içinde sıvı tutulumu saylayacağından potasyumdan zengin beslenin. Muz, kivi, kuru meyveler, süt ürünleri, hindi eti, mezgit balığı, patates ve sarımsak iyi potasyum kaynaklarıdır.
  • Magnezyum eksikliğinde ödem oluşacağından magnezyum içeren besinler tüketilmeli. Yağlı tohumlar ve çekirdekler, tam tahıllar, kuru meyveler, avokado, kivi, ıspanak, enginar iyi magnezyum kaynaklarıdır.
  • Tam tahıllar tüketin. İçeriğindeki B6 vitamini diüretik etkiye sahip olduğundan ödem atımına yardımcı olacaktır.
  • Kalsiyum içeriğinden dolayı süt/yoğurt tüketimi günde en az 2 su bardağı olmalıdır. Çünkü kalsiyum vücut su dengesinin korunmasında önemli bir mineraldir. Probiyotik yoğurt ve kefir tercihinde bulunabilirsiniz.
  • İçeriğindeki omega-3 ile balık iyi bir ödem çözücüdür. Ancak kızartıldığında içeriğindeki yağlar trans yağa dönüşerek ödem oluşumuna neden olur.
  • 7-8 saat uyuyun.
  • Ödem söktürücü ilaç kullanıyorsanız potasyum takviyesini ihmal etmeyin.
  • Dolaşımı hızlandıracak, rahatlatıcı, lenfatik masajlar yaptırın.
Ödem gibi dolaşım bozukluğu nedeniyle selülit/varis de ortaya çıkar. Ödem selülit artışına, selülit de ödem artışına neden olacak bir kısır döngüye girer. Bu nedenle hastalığa bağlı olmayan ödemleri de hafife almayın. 

Ödemler çözülsün yüzler gülsün…

Dyt Dilehan Bayraktaroğlu

13 Kasım 2015 Cuma

Detoksu Birde Diyetisyenden Dinleyin!

Koca bir yıl boyunca yaşadığımız şehir, aldığımız ilaçlar, sigara, alkol, katkı maddesi eklenmiş gıdalar, aşırı fastfood tüketimi, kızartmalar, kömür ateşiyle pişen etlerle vücudumuz yorgun düşer. Bunun nedeni vücudumuza giren toksinleri doğal yollarla atamamış olmamızdır. Nedir bu doğal yollar? Karaciğer, böbrekler, bağırsaklar, nefes alıp verme ve terlemedir. İşte bu durumda detoks yapmak, arınmak gerekebilir.

Detoksta amacımız vücudu toksinlerden arındırmak, vücudu dinlendirmektir. Asla aç kalmak, sadece sıvı almak, zayıflamak değildir. Detoks 3-7 günlük kısa süreli bir uygulamadır. Bu sürede kalori azaldığı için, şekerli ve yağlı yiyecekler diyetten çıktığı için kilo kaybı olabilir ama bu yağ değil su kaybıdır. Bu kilo kaybına güvenip detoks süresini uzatmamalı ve zayıflama amaçlı kullanmamalısınız.

Detoks sadece beslenmeyi düzenleyerek olmaz. Tam bir arınma hem zihinsel, ruhsal, bedensel arınmayla olur. Zihinsel ve ruhsal arınmanın yolunu en iyi siz bulabilirsiniz. Arınmanız için 45 dakika yapmaktan en çok keyif aldığınız şey ile uğraşmalısınız. Oyun oynamak, kitap okumak, film izlemek, araba sürmek, gezmek vs.. ne yapmaktan keyif alıyorsanız. Müzik dinlemek, yoga ve meditasyon yapmak, namaz kılmak vb. işlerde ruhsal arınmanıza yardımcı olacaktır.

Bedensel detoks içinse gerekli olan şey; antioksidanlar. Antioksidanlar; vücutta toksin oluşumunu tetikleyen oksidasyon sürecinin önüne geçen besin öğeleridir. A, C, E vitaminleri ile selenyum ve çinko gibi mineraller en iyi antioksidan aktivite gösteren besin öğeleridir. Bunların yanı sıra omega3-6 yağ asitleri ve D vitamini de dolaylı yoldan benzer aktivite göstermektedirler. Besinlere kırmızı rengi veren likopen, koenzim q veya bir pigment olan flavonoidler gibi, çok fazla sayıda antioksidan vardır. Bu kadar şeyi nerden bulacağız derseniz sebze ve meyveler hepsini içeriyor.

Bazı detoks listeleri sadece sıvılardan oluşmaktadır. Ancak lif olmadan detoks düşünülemez. Günlük 25-30 gr lif almalıyız. Ve bunu günde ½ -1 porsiyon kuru baklagil yemeği, 3-4 porsiyon sebze, 2-3 porsiyon meyve, 3 – 5 dilim kepekli veya tam tahıl ekmeği , ½-1 porsiyon esmer bulgur veya yulaf gevreği tüketerek sağlayabiliriz. En fazla lif içeren sebze meyveler; elma, armut, nektarin, üzüm, domates, salatalık, yeşil yapraklı sebzeler, lahana, pırasa, brokoli, kabaktır.

Detoksu sadece meyve sebze tüketerek yapamayız. Evet, her şeyin en doğalına ulaşacağız, antioksidan ile dolup taşacağız ancak vücudumuzu dört besin ögesiyle besleyerek yapacağız. Yani protein, karbonhidrat, yağ ihtiyacımızı da karşılayacağız. Tabi ki bazı değişiklikler yaparak. Mesela; protein için az yağlı yoğurt, süt ve balık; karbonhidrat için tam tahıllı ekmekler, bulgur; yağ için salatalarımıza 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı gibi.

Pişirme yöntemlerinde de değişiklik yapmalıyız. Buharda pişirme en sağlıklısıdır. Haşlama yöntemi de çok sağlıklıdır ancak önemli ögeler suya geçtiğinden haşlama sularını atmayarak değerlendirmeliyiz. Fırınlama yöntemini de kullanabiliriz. Ancak kızartma, kavurma, mangalda-ateşte pişirme yöntemlerini kullanmamalıyız.

Detoksun olmazsa olmazlarından biriyse su tüketimidir. Metabolizmayı hızlandırıp, sindirimi kolaylaştırır, toksinlerin atımına yardımcı olur. Günde 2-2,5 litre ılık su tüketmeli ve güne bir bardak limonlu suyla başlamalıyız. Suyu bir seferde değil aralıklarla tüketmek gerekir.

Şöyle bir genelleyecek olursak; detoks süresince ihtiyacımız olan suyu içmeli, sebze-meyve tüketimini arttırmalı, kafeinli içeceklerden uzak durarak yerine bitki çayları tüketmeli, alkol-sigara tüketmemeli, paketli-işlenmiş ürünleri diyetten çıkarmalı, tuzu azaltarak yerine başka baharatlar kullanılarak tat verilmeli, günlük yarım saat tempolu yürüyüş ile de arınma desteklenmelidir.

Eğer zaten Ege-Akdeniz diyeti şeklinde beslenen, sebze-meyve tüketen, spor yapan, sigara içmeyen biriyseniz o zaman zaten her gün detoks yapıyorsunuz demektir.

Bu arada hamileler, emzikliler, tansiyon problemi olan kişiler, diyabetliler, çocuklar, diyaliz hastaları, kanser hastaları, organ yetmezliği olanlar, yakın zamanda operasyon geçirmiş olan kişiler detoks diyeti uygulamamalıdır.

Sağlıklı beslenmeye adım atmak için detoks programı sonrası en ideal zaman ya da diyete başlamayı düşünenler detoks programından sonra daha verimli bir diyet süreci geçirebilirler.

Dyt Dilehan Bayraktaroğlu

5 Kasım 2015 Perşembe

Kış Meyvelerinin Gücü Adına

Kış meyveleri pazarlardaki yerini çoktan aldı. Umut ediyorum ki evlerinizde de yer almaya başlamıştır. Kışın kapımıza dayanmasıyla birlikte hastalıklarda baş göstermeye başladı. Bizim yapmamız gereken savaş boyalarımızı sürüp beklemek. Tabi ki bunu en organik yoldan kış meyvelerini tüketerek sağlamalıyız.

MANDALİNA/PORTAKAL/GREYFURT:
Turunçgiller kış aylarımızın vazgeçilmezi! Gribe yakalandığımızda onlara koşuyoruz. Haksız da değiliz zira C vitamini başta olmak üzere A-E ve B grubu vitaminlerince zengin. Enfeksiyonlardan koruyor. Folik asit içeriği ile öksürüğü azaltıyor. İçerdiği antioksidanlar damar yapısını güçlendiriyor. Potasyum içeriği ile tansiyonu dengeliyor. Yüksek lif içeriğini de es geçmemek gerekir. Buradaki püf nokta beyaz liflerini de tüketmek olacaktır. Tabi greyfurda dikkat! Unutmayalım ki ilaçlarla etkileşime geçiyor.

ELMA:
A-C-E ve B grubu vitaminlerinden zengin olan elma güçlü bir antioksidandır. Bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini arttırır. İçeriğindeki lifler sayesinde kötü kolesterolü düşürür. Ayrıca kabuklu tüketimi kabızlığa, kabuksuz tüketimi ishale iyi gelmektedir. Bu nedenle bu şifa dolu meyveyi özellikle kış aylarında her gün bir tane tüketmek gerekir.

MUZ:
Bu meyvede yok yok. Vitamini çok, minerali çok, lif oranı çok, faydası çok. Potasyum, sodyum, magnezyum içeriğiyle kan basıncını dengeliyor, felce karşı koruyor, kas gelişimini arttırıyor. Kemik gelişimine katkıda bulunuyor. Sporcuların, çocukların başucu meyvesi muz olmalı. Triptofan içeriğiyle ve serotonin hormonunu yükseltmesiyle gevşeme, mutluluk hissi verir, uykuya dalmakta kolaylık sağlar. Lifli yapısı sayesinde tokluk hissi vererek diyet yapanların açlık krizlerine/tatlı krizlerine güzel bir alternatiftir. Ancak diğer meyvelere göre daha kalorilidir o yüzden miktarına dikkat!

KİVİ:
C vitamini deyince akla hep turunçgiller gelse de bilinenin aksine kivi diğer meyvelerden daha fazla C vitamini içerir. Bir kivi günlük C vitamini ihtiyacının tamamına yakınını karşılar. Kansere karşı bol lutein içeriğiyle iyi bir savaşçıdır. Potasyumdan zengin olmasıyla sporcular için ideal meyvelerdendir.  Yapılan bir araştırmaya göre haftalık 5-7 porsiyon greyfurt ve kivi tüketen astımlı çocuklarda nefes daralması %32, gece öksürüğü %27, burun akıntısı %28 azalmıştır.

ARMUT:
Yine bol vitaminli bol mineralli bir meyve var karşınızda. A-C ve B grubu vitaminlerinden zengin. Fosfor ve B vitaminleriyle zihinsel yorgunluğa iyi gelir. C vitamini ve bakırın antioksidan etkisiyle özellikle kolon kanseri riskini azaltır. Bor içeriğiyle vücutta kalsiyumu korur, osteoporozu önlemeye yardımcı olur. Kandaki üre asidi ve tuzlarını dışarı atarak böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. Daha ne olsun. 

NAR:
Latincede bol çekirdekli anlamındaki nar; tam bir antioksidan bombasıdır. Nar suyu aynı miktardaki portakal, kızılcık, kırmızı şarap ve yeşil çaya göre 3 kat daha fazla antioksidan içeriyor. Bu antioksidanlar bağışıklığınızı arttırır, kansere karşı korur ve kalp fonksiyonlarını düzenler. Tabi ki bu kadar işi vitamin ve minerallerinin katkısıyla yapıyor. Hazır mevsimindeyken bol bol tüketmekte fayda var.

AYVA:
Kışın ishal durumunda aklınıza artık ayva gelsin. İçeriğindeki pektin sayesinde kendisi de kompostosu da çekirdeklerinin çayı da ishale iyi gelir. Ayva; nezle, grip, öksürük tedavisinde ve ağız yaralarında etkili bir meyvedir. A-C ve B grubu vitaminleriyle, kalsiyum, demir, fosfor, potasyum, sodyum gibi mineralleriyle tam bir kış meyvesi. Sevenlere duyurulur sevmeyenlere denemeleri şiddetle tavsiye edilir.   

Mevsimi gelmişken kış meyvelerini sofralarınızdan eksik etmeyin. Sağlıcakla kalın.

Dyt Dilehan Bayraktaroğlu