Translate

27 Eylül 2016 Salı

BAYRAM DETOKSU

Zaman içerisinde hem yediğimiz besinlerden, hem de çevresel etmenlerden dolayı vücudumuzda toksinler artar. Detoks vücuttan toksinleri atma işlemidir.

Fazla miktarda fast food tüketmek, kızartma, füme tarzı yiyecekler, aşırı tatlandırıcı kullanımı, alkol, sigara kullanmak, gazlı içecek tüketimi ve yüksek miktarlarda hayvansal besin tüketimi vücutta toksik yükü artırır. Öte yandan; hareketsiz bir yaşam, stres, çalışma koşulları, metropol yaşantısı da; detoksa gereksinimi artırır.

Kurban bayramı da vücudun toksik yükünü arttıracak her türlü sebebi bünyesinde barındırıyor. Genelde bayram öncesi ve bayram sonrası tartı sonuçları 1-3 kilo oyuyor. Bu nedenle bayram sonrası detoks yapmak; hem bayram sonrası genel şikayetlerden arınmak hem de sağlıklı yaşantımıza geri dönmek için gerekli hale geliyor.

Bizi toksinlerden arındıran organımız: karaciğer. Şimdi karaciğerimize yardım etme zamanı!

Aynı zamanda bağışıklığımızı güçlendirerek mevsim geçişlerinde yaşadığımız vücut direncinin kırılmasını da engellenmiş olacağız.

Detoksun amacı toksinlerden arınmak olduğuna göre genel anlamda yapmamız gereken şeyler olacak.Yani sigara ve alkolden uzak durmalı, mangalda pişirilmiş besinleri yememeli, içeriğini bilmediğiniz, çok fazla katkı maddesi içeren gıdaları almamalıyız.

Soslar, çikolata, fruktoz şurubu içeren besinler diyetten çıkarılmalıdır.

İşlenmiş besinler, konserveler, tuz, şeker, beyaz un ve beyaz undan yapılmış makarna/ekmek, kırmızı et, tavuk, yağlı peynirler, krema, tereyağ, kuyruk yağı tüketilmemelidir.

Organik besinler tercih edilmelidir.

Bunun yanında dört temel besin grubundan ( et/süt /ekmek/ sebze-meyve) bireyin ihtiyaçları doğrultusunda yeterli ve dengeli olarak tüketilmelidir. 

Günde 10-12 bardak su içerek vücudumuzda birikmiş ödemlerin atılmasını sağlamalıyız.

Uyanır uyanmaz içeceğiniz birkaç damla limon eklenmiş 1 su bardağı ılık su metabolizmanızın çalışmaya başlamasını ve canlanmasını sağlayacaktır. Gece boyu biriken toksinlerin atılmasına da yardımcı olacaktır. 

Detoks programında kahvaltıyı geçiştirmek olmaz. Kahvaltının içeriği detoks programı için süt ya da yoğurt ile tüketilebilecek yulaf ezmesi olabilir. Bu şekilde yulafın kolesterolü düşürme etkisinden ve uzun süre tok tutuculuğundan yararlanabiliriz. Tarçın ve meyveyle tatlandırılabilir.

Ara öğünlerde bitki çayları içerek ödem atıcı, yağ yakıcı, bağırsak düzenleyici etkilerinden yararlanmalıyız.

Yeşil çay yağ yakıcı bir etki sağlarken rezene ve zencefil bağırsak düzenleyici etki gösterir. Kiraz sapını da bitki çaylarının içine ödem atması için ekleyebiliriz.

Ana yemeklerde çiğ ya da buharda pişirilmiş sebzelerin yanında protein kaynağı olarak yoğurt, balık ya da kurubaklagiller tercih edilebilir.


C vitamini içeriği yüksek olan besinler tercih edilerek yüksek detoksifikasyon sağlanabilir.

Elma, kiraz, böğürtlen, ananas, kivi, limon, salatalık, domates, yeşillikler, ıspanak detoks etkisi yapacak başlıca meyve sebzelerdendir.

Karbonhidrat kaynaklarımız tam tahıllı olmalıdır.

Gece uykusunun kalitesi detoks programları için de çok önemlidir. Bu neden gece ara öğünlerimiz için muz ya da süt gibi mutluluk hormonu salgılatıp rahat uyumamızı sağlayacak bir besin tercih etmeliyiz.

Ayrıca ıhlamur ya da papatya çayı tüketmek de sakinleştirici etki sağlayarak uyku düzenimize katkıda bulunacaktır. 

Diyetisyen Dilehan Bayraktaroğlu Kaya



12 Eylül 2016 Pazartesi

Kurban Bayramında Beslenme

Dört gözle beklediğimiz kurban bayramı nihayet geldi. Herkesin bu bayramdan bir beklentisi var. Kimi gezecek, kimi hasret giderecek, kimi tatil yapacak, kimi yiyecek. Hepsi güzel, hepsi müthiş ama en sondakine dikkat. Dört günlük bayram bize pahalıya mal olmasın. Belli hedeflerimiz var; kilo vermek, fit görünmek, sağlıklı beslenmek gibi. Tabi ki bayramı hakkıyla geçireceğiz ama bu hedeflerimizi bir kenara bırakıp bayram sonrası pişmanlık yaşayacağımız anlamına gelmemeli.

Kurban bayramını çok iyi değerlendirmeliyiz. Çünkü et en iyi protein kaynaklarındandır. Mineral ve vitamin bakımından da oldukça zengindir. Yalnızca C ve E vitamini içermez. Bunu da sebze ve meyvelerden karşılamalıyız.

Şişmanlık, kalp-damar hastalığı, diyabet, hipertansiyon, mide rahatsızlığı vb. sağlık problemi olan bireyler ve yaşlılar beslenmelerine dikkat etmelidir. Kırmızı et, tatlı ve hamur işleri tüketiminin artması; buna karşılık sebze, meyve ve kurubaklagil tüketiminin azalması sıkıntıyı daha da artırır.

Et sindirimi zor bir besindir. Yeni kesildiğinde hem sert olur hem de sindirimi daha da zorlaşır. En doğru tüketim kesildikten 12-24 saat sonra olacaktır.

Et için en sağlıklı pişirme yöntemi haşlama, ızgara ya da fırında pişirme yöntemidir. Kavurmalardan uzak durmakta fayda var. Eti pirinç pilavı yerine bulgur pilavıyla servis etmeli ve yanında bol salata tüketmeliyiz.

Miktar bazında bakacak olursak sağlıklı bir birey 3-4 avuç içi kadar et tüketebilir. Ancak kronik hastalığı olanlar ve diyettekiler 2 avuç içini geçmemeli.

Bayramda da 3 ana öğün ve yeterli oranda ara öğün yapmak gerekir.

Su tüketimini 2 litrenin altına düşürmemeliyiz.

Sabah kahvaltısını doyurucu ve sağlıklı bir şekilde yapmalıyız ki gün içerisinde olması gerekenin üstünde bir tüketim gerçekleşmesin.

Ziyaretlerde verilen ikramlardan minik miktarlarda tüketin.

Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edin.

E tabi o kadar eti bir kere de yemeyeceğimize göre kalanı ilerde kullanmak üzere saklayacağız. Ama nasıl?

Etleri birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak, buzdolabı poşetine veya yağlı kağıda sararak buzdolabının buzluk kısmında (-2 derecede 3-5 gün) veya derin dondurucuda (-18 derecede 3 ay) saklayabiliriz.

Daha sonra kullanacak olduğumuz etleri buzdolabında çözdürerek tüketebiliriz. Burada püf nokta çözündükten hemen sonra pişirmeliyiz ve asla tekrar dondurmamalıyız.


Diyetisyen Dilehan Bayraktaroğlu Kaya